Psikolog Çağnur Kartal, TARDOBDER'in Kadınlar Günü Etkinliğinde Önemli Mesajlar verdi

Psikolog Çağnur Kartal, TARDOBDER'in Kadınlar Günü Etkinliğinde Önemli Mesajlar verdi

GÜNDEM Yayın: 06 Mart 2026 - Cuma - Güncelleme: 06.03.2026 21:01:00
Editör -
Okuma Süresi: 10 dk.
Google News
SELAHATTİN ÖZBOZKURT SON MANŞET.COM- Kısa adı TARDOBDER olan Tarsus'ta Doğup Büyüyenler Derneği'nin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kadın dayanışması öz Şefkat ve Farkındalık etkinliğine yoğun ilgi gösterildi. Dernek binasında düzenlenen ve Kadınların gücünü, dayanışmasını ve hayatın içindeki değerini birlikte konuşmak için buluşulan etkinlikte Tarsus Ortadoğu Hastanesi uzman Psikologu Dr. Çağnur Kartal, kadın hakları konusunda çok önemli mesajlar verdi. Etkinlik TARDOBDER Başkanı Ümran Yıldırım'ın açılış konuşması ile başladı. Başkan Ümran Yıldırım, yaptığı konuşmada "Bugün burada 8 Mart Dünya emekçi kadınlar günü vesilesiyle bir araya gelmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Kadın hayatın özüdür, emeğin, sabrın, merhametin ve gücün en güzel temsilcisidir. Toplumu ayakta tutan, geleceği şekillendiren en büyük güç yine kadındır. Bugün burada sadece bir günü kutlamak için değil bir gerçeği hatırlamak için toplandık. Kadın hayatın başlangıcıdır, bir çocuğun ilk öğretmeni, bir ailenin kalbi, bir toplumun vicdanıdır. Ama aynı zamanda kadın yorgunluğu içinde saklayan, acıyı sessizce taşıyan, yeniden ayağa kalkmayı bilen bir güçtür. Bugün burada şunu söylemek için bir aradayız. Kadın yalnız değildir. Çünkü biz biliyoruz ki Kadın kadının yurdudur, bir kadının yarasını en iyi başka bir kadın anlar. Bir kadının sessizliğini en iyi başka bir kadın duyar. Bazen bir dost olur, bazen bir anne, bazen bir öğretmen bazen de hiç tanımadığımız bir kadının sözü bize güç verir. Bugün burada birbirimize sadece bakmayacağız, birbirimizi göreceğiz. Birbirimize sadece selam vermeyeceğiz, birbirimize güç vereceğiz. Çünkü güçlü kadınlar yalnız yürüyen kadınlar değildir. Birlikte yürüyen kadınlardır" diye konuştu. Etkinliğin konuşmacısı uzman Psikolog Dr. Çağnur Kartal ise konuşmasında "Öz Şefkat ve Farkındalık " konusunda detaylı açıklamalarda bulundu ve önemli mesajlar verdi. Psikolog Çağnur Kartal ilgiyle dinlenen konuşmasında şunları söyledi: "Bir anın zor bir an olduğunu nasıl anlayabiliriz? Acı ve zorlanma evrenseldir; insan olmanın doğal bir parçasıdır. Burada bulunan herkesin hayatında zorlandığı anlar, çaresiz veya umutsuz hissettiği zamanlar olmuştur. Bunu konuşmamı istememin nedeni, aramızdaki görünmeyen bağları fark etme fırsatı yaratmaktır. Çünkü herkes, başını yastığa koyduğunda tekrar tekrar düşündüğü olumsuzluklarla ya da değersizlik hisleriyle karşı karşıya kalabilir ve bu hisler çok insani ve çok gerçektir. Birçoğumuz daha az kırılgan olmanın yollarını arar; zorluklarla başa çıkabilmek için daha güçlü, daha dayanıklı olmayı isteriz. Çevremizde sanki üzüldüğümüz şeyden daha az etkilenen, daha az kırılan insanlar varmış gibi gelir ve bunun bir yolu olduğunu düşünürüz. Oysa üzerinde konuşmak istediğim şey, bu duyguları reddetmek yerine kırılganlığımızı fark etmek, hassas yönlerimizi kabul edebilmek ve bu haliyle yaşayabilmektir. Zorlandığımız anları anlamanın en somut yolu bedenimizdeki tepkileri fark etmektir. Çünkü zorluğu bedenimizle yaşarız: Kalbimiz hızla atar, ellerimiz titrer, terleriz, dişlerimizi sıkarız. Fakat esas soru şudur: Tam o anda, zorlandığınız anda, bedeninizde olup biteni fark ediyor musunuz, yoksa bir kaosun içinde kayboluyor musunuz? Bedeni bir problem olarak görmek yerine onu çözümün bir parçası olarak kullanmayı öğrenebiliriz. Aynı kaynaktan, yani bedenden, rahatlamayı da sağlayabiliriz. Bu noktada farkındalık çok önemlidir; ancak farkındalıkla ne yaptığımız da en az onun kadar kritiktir. Çünkü fark etmek her zaman güzel şeyleri ortaya çıkarmaz; bazen hoşumuza gitmeyen, yüzleşmek istemediğimiz şeylerle de karşılaşabiliriz. Bu yüzden fark etmek, karanlığa kademeli olarak ışık tutmak gibidir. Gözümüz nasıl ışığa yavaş yavaş alışıyorsa, zorlu hislere de aşamalı olarak yaklaşabiliriz. Karanlık öyle bir şeydir ki hem bulunmasını istediğimiz hem de istemediğimiz şeyleri örten bir örtü gibidir. Bu nedenle temel meselemiz, fark etmeye çalıştığımız şeylerden kaçınma biçimlerimizi de fark edebilmektir. Hoşlanmadığımız bir şeyle karşılaştığımızda ilk tepkimiz çok önemlidir: Duygusal reaksiyon göstermek, kendimizi suçlamak, senaryolar kurmak ya da durumu önlemeye çalışmak… Tüm bunlar aslında tam o zor anda fark etmemek için verdiğimiz tepkiler olabilir. Bu, karanlıkta bir canavarla karşılaşmak gibidir. Modern hayatın hızlı temposu içinde çoğu insan başkalarına gösterdiği anlayışı kendisine göstermeyi unutuyor. Hata yaptığımızda kendimizi sertçe eleştiriyor, yeterince iyi olmadığımızı düşünüyor ve içimizdeki en acımasız eleştirmenle baş başa kalıyoruz. Oysa ruhsal iyilik halinin önemli anahtarlarından biri öz şefkat ve farkındalık geliştirmektir. Söz konusu şefkat olduğu zaman çoğunlukla bu duygu ve tutum bizden başkasına aktarılan bir tutummuş gibi görünebilir. Oysa ki bugün alınyazın ve araştırmalar gösteriyor ki öz şefkat geliştiren bireylerin daha düşük stres düzeyine sahip olduğunu, kaygı ve depresyonla daha iyi başa çıkabildiğini göstermektedir. Çünkü öz şefkat kişinin kendisine güvenli bir iç alan oluşturmasını sağlar. Öz şefkat üç temel unsurdan oluşur: 1. Kendine nazik davranmak: Kendimizi acımasızca eleştirmek yerine anlayışlı bir iç ses geliştirmektir. Bu, hataları görmezden gelmek değil; onları insan olmanın doğal bir parçası olarak kabul etmektir. 2. Ortak insanlık duygusu: Zor zamanların yalnızca bize özgü olmadığını fark etmektir. Her insan hayatının farklı dönemlerinde benzer duygular yaşar. 3. Farkındalık (mindfulness): Duygularımızı bastırmadan ama onların içinde kaybolmadan gözlemleyebilmektir. Farkındalık Nedir? Farkındalık, içinde bulunduğumuz anı bilinçli bir şekilde fark etmek ve o anı yargısız biçimde gözlemlemektir. Günlük yaşamın yoğunluğu içinde çoğu zaman “otomatik pilotta” yaşarız. Bir işi yaparken zihnimiz başka bir yerde olur; geçmişte yaşadıklarımızı düşünür ya da gelecekle ilgili kaygılarla meşgul oluruz. Farkındalık ise bizi yeniden şu ana getirir. Nefesimizi fark etmek, bedenimizdeki duyumları gözlemlemek, zihnimizden geçen düşünceleri yargılamadan izlemek farkındalığın temel uygulamalarındandır. Bu durum kişinin hem duygularını hem de düşüncelerini daha sağlıklı bir şekilde yönetmesine yardımcı olur. Farkındalık sayesinde kişi şunu fark eder: Düşüncelerimiz her zaman gerçek değildir. Zihnimiz bazen bizi gereksiz yere eleştirebilir, korkutabilir veya kaygılandırabilir. Farkındalık geliştikçe kişi düşünceleriyle arasına sağlıklı bir mesafe koymayı öğrenir. Öz Şefkat ve Farkındalık Neden Önemlidir? Araştırmalar öz şefkat geliştiren bireylerin daha düşük stres düzeyine sahip olduğunu, kaygı ve depresyonla daha iyi başa çıkabildiğini göstermektedir. Çünkü öz şefkat kişinin kendisine güvenli bir iç alan oluşturmasını sağlar. Farkındalık ise zihinsel karmaşayı azaltır ve kişinin duygularını daha dengeli yaşamasına yardımcı olur. Birlikte ele alındığında bu iki kavram, psikolojik dayanıklılığın güçlü bir temelini oluşturur. Hayatta zor anlar kaçınılmazdır. İş kaybı, hastalık, ilişkilerde yaşanan sorunlar ya da günlük hayatın küçük hayal kırıklıkları herkesin başına gelebilir. Ancak bu durumlarda kendimize nasıl davrandığımız, yaşadığımız sürecin nasıl şekilleneceğini belirler. Kendimize karşı sert ve yargılayıcı olduğumuzda acımız daha da büyür. Buna karşılık öz şefkat geliştirdiğimizde zor deneyimler bile kişisel gelişimimize katkı sağlayabilir. Günlük Hayatta Öz Şefkat Nasıl Geliştirilir? Öz şefkat öğrenilebilen ve geliştirilebilen bir beceridir. Küçük ama düzenli adımlar zamanla büyük değişimler yaratabilir. İç sesinizi fark edin. Kendinizle konuşma şeklinizi gözlemleyin. Kendinize söylediğiniz cümleleri bir arkadaşınıza söyler miydiniz? Kendinize mola verin. Yoğun bir gün içinde birkaç dakika durup nefesinize odaklanmak zihinsel rahatlama sağlar. Duygularınızı kabul edin. Zor duygular yaşamaktan kaçınmak yerine onları fark etmek ve isimlendirmek önemlidir. Kendinize şu soruyu sorun: “Şu anda kendime nasıl daha nazik davranabilirim?” Hayatın en büyük mücadelelerinden biri dış dünyayla değil, çoğu zaman kendi iç dünyamızla verdiğimiz mücadeledir. Kendimize karşı geliştirdiğimiz tutum, yaşam deneyimimizi kökten değiştirebilir. Öz şefkat ve farkındalık, insanın kendisiyle daha sağlıklı bir ilişki kurmasına yardımcı olan güçlü iki araçtır. Kendimize anlayışla yaklaşmayı öğrendiğimizde, hatalarımızı birer öğrenme fırsatı olarak görmeye başladığımızda ve bulunduğumuz anın farkına vardığımızda hayatın yükü biraz daha hafifler. Unutmamak gerekir ki şefkat yalnızca başkalarına gösterdiğimiz bir erdem değildir. Bazen en çok ihtiyaç duyduğumuz şey, kendi kalbimizden gelen bir anlayış ve kabul duygusudur. Çünkü kendinizle kurduğunuz ilişki, hayatınız boyunca sizinle kalacak olan en değerli ilişkidir. Eğer kişi kendisiyle anlayışlı ve destekleyici bir ilişki kurabiliyorsa hayatın getirdiği zorluklarla baş etme gücü de artar. Bugün kendinize şu soruyu sormanızı isterim: “Ben kendime nasıl davranıyorum?” Ve belki de bundan sonra kendinize şu cümleyi daha sık söyleyebilirsiniz: “Ben elimden geleni yapıyorum ve bu yeterli.” Konuşmaların ardından etkinliğin konuşmacısına çiçek ve çeşitli el işleri armağanlar verilirken, etkinliğe katılanlara Dilek Bilekliği hediye edildi. Etkinlik kadınların önce el ele tutuşmaları ve ardından birbirlerini ayakta alkışlamalarıyla sona erdi.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
google.com, pub-4098627515605503, DIRECT, f08c47fec0942fa0