Çağrı Erdiven'den Yeni Adli Yıl Açılışında Çarpıcı Açıklamalar
Mersin Barosu Yönetim Kurulu üyesi Çağrı Erdiven ve avukatların katıldığı Cumhuriyet alanındaki tören saygı duruşu ve Atatürk Anıtına çelenk konularak başladı.

SELAHATTİN ÖZBOZKURT
SON MANŞET.COM- 2026-2027 adli yıl açılışı düzenlenen etkinliklerle yapıldı.
Mersin Barosu Yönetim Kurulu üyesi Çağrı Erdiven ve avukatların katıldığı Cumhuriyet alanındaki tören saygı duruşu ve Atatürk Anıtına çelenk konularak başladı.
Çağrı Erdiven günün anlam ve önemiyle ilgili yaptığı konuşmada, "Öncelikle çağdaş, laik ve sosyal hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, vatan savunmasında canlarını kaybeden şehitlerimizi ve ebediyete irtihal eden gazilerimizi rahmet ve saygı ile anıyoruz" diyerek şunları kaydetti:
"Ayrıca Girne-Taşucu seferinde feribotun alabora olması nedeniyle hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı ve sabır diliyor, kayıp vatandaşlarımızın bir an önce kurtarılmasını temenni ediyoruz.
Hukuk ve adalet toplumun ortak güvencesidir. Yeni adli yılın başlangıcında, yargının kurucu unsurlarından biri olan savunmanın temsilcileri olarak; mesleğin onurunun, kişi hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün ve adil yargılanma hakkının korunmasının yaşamsal önemini bir kez daha kamuoyuna hatırlatma sorumluluğundayız.
Hukuk devleti; bağımsız ve tarafsız bir yargı ile özgür, etkin ve güçlü bir savunma makamının varlığıyla mümkündür. Ancak bugün, yargı bağımsızlığına yönelik ciddi sorunların yaşandığı ve savunma makamının çeşitli baskı ve müdahalelerle karşı karşıya bırakıldığı bir süreçten geçiyoruz. Yürütmenin yargı süreçleri üzerindeki etkisinin artması, yargı kararlarının uygulanmasında yaşanan sorunlar ve ölçüsüz tutuklama uygulamaları, yurttaşların hukuka ve adalete duyduğu güveni ciddi biçimde zedelemektedir.
Tutuklama tedbirinin istisnai bir koruma tedbiri olmaktan çıkarılarak adeta bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğü bir tabloyla karşı karşıyayız.
Yargıya duyulan güvenin güçlendirilmesinin yolu, bağımsız ve tarafsız bir yargının yanı sıra, öngörülebilir, etkin ve makul sürede sonuçlanan bir yargılama sisteminden geçmektedir. Yargıtay ve istinaf incelemelerinde dosyaların yıllarca beklemesi, hak arayan vatandaşın adalete erişimini fiilen zorlaştırmamalıdır. Yeni adli yılda temel hedefimiz; yargının iş yükünü azaltacak yapısal çözümlerin hayata geçirilmesi, yargılamaların makul sürede sonuçlandırılması ve her şeyden önemlisi, vatandaşın adaletin zamanında ve eşit şekilde tecelli edeceğine olan güveninin yeniden güçlendirilmesi olmalıdır. Çünkü hukuk devletinin en güçlü teminatı, yalnızca adaletin varlığı değil, adaletin zamanında gerçekleşmesidir.
Yalnızca mesleğini ve görevini yerine getiren avukatlar değil; gazeteciler, seçilmiş belediye başkanları ve demokratik ve anayasal haklarını kullanan gençlerimiz de gözaltı ve tutuklama tedbirleriyle karşı karşıya bırakılmakta, bu uygulamalar hukuk devleti ve kişi hak ve özgürlükleri bakımından ciddi endişelere yol açmaktadır. Savunmanın ve toplumsal muhalefetin cezalandırılması, aslında adaletin yargılanmasıdır.
Baroların bağımsızlığına yönelik yargısal müdahaleler, yalnızca baroların yönetim yapısına ilişkin bir mesele olarak değerlendirilemez; bu müdahaleler, savunma hakkının ve hukukun üstünlüğünün korunması bakımından da ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Baroların mesleki ve toplumsal konularda görüşlerini özgürce ifade etmeleri nedeniyle hedef alınması ve yönetimlerine müdahalede bulunulması, demokratik hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmamaktadır.
Meslektaşlarımız, mesleklerini özgürce ve güven içinde yerine getirmelerini engelleyen baskıların yanı sıra, giderek ağırlaşan ekonomik koşullar ve mesleğe yönelik saldırılar nedeniyle de ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Avukatların ekonomik ve mesleki güvencelerinin zayıflatılması, savunma makamının etkinliğini doğrudan etkilemekte; savunmanın güçsüzleşmesi ise adil yargılanma hakkının hayata geçirilmesini güçleştirmektedir.
Plansız ve ihtiyaç analizinden uzak biçimde artırılan hukuk fakülteleri ve kontenjanların, hukuk eğitiminin niteliği ve mesleğin geleceği açısından önemli bir sorun oluşturduğunu her fırsatta dile getirmiş olmamız, bu konuda Türkiye Barolar Birliği ve barolarla iş birliği içerisinde gerekli kurumsal girişimler yapmamız ses getirmiştir.
Devlet üniversiteleri ve vakıf üniversitelerindeki kontenjanların azaltılmasını ve hukuk fakültelerine girişte başarı sıralamasının yükseltilmesini olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz; ancak bunun yeterli olmadığını düşünüyoruz. Nitelikli hukuk eğitiminin sağlanmasına yönelik kalıcı düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Türkiye Barolar Birliği’nin ve baroların ısrarlı taleplerini içeren bu düzenlemelerin yalnızca meslek için değil, toplumun adalete erişim hakkı için de kritik önemde olduğunu hatırlatıyoruz.
Yeni adli yıl, yalnızca yargının kurucu unsurları olan avukat, hakim ve savcıların değil, bütün yurttaşların adalet mücadelesinin yılı olmalıdır. Yeni adli yılın; bağımsız yargının güçlendiği, baroların özerkliğinin güvence altına alındığı, yargı mensuplarının ve toplumun tüm kesimlerinin adaletle buluştuğu bir yıl olmasını diliyoruz.
Bugün ayrıca 1 Eylül Dünya Barış Günü. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Yurtta Sulh, Cihanda Sulh' sözünü rehber alan bir mesleğin mensupları olarak, bu evrensel vizyonu kararlılıkla savunduğumuzu bir kez daha belirtiyor, silahların sustuğu, tüm coğrafyalarda kalıcı barışın ve adaletin hüküm sürdüğü bir dünya temenni ediyoruz."



